Çekin unsurları

Çekte bulunması zorunlu olan unsurlar;

– ‘Çek’ kelimesi ve eğer senet Türkçe’den başka bir dille yazılmış ise o dilde ‘çek’ karşılığı olan kelime,
– Kayıtsız ve şartsız olarak belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi,
– Ödeyecek kimsenin (muhatap-banka) adı(ünvanı),
– Ödeme yeri,
– Keşide günü ve keşide yeri,
– Çeki keşide edenin (keşidecinin) ismi-ünvanı ve imzası.
Aslında bilindiği gibi çekler bankalar tarafından bastırılıp, müşteriye verilmektedir. Bu itibarla banka tarafından basım sırasında çekin unsurlarından birinin yazılmamış olması zayıf bir ihtimaldir. Keşidecinin doldurması gerekenler ise; bedel, keşide yeri, keşide günü ve imzadan ibarettir.

Bonoda ise durum farklıdır: Matbu (basılı) metinleri kullanma mecburiyeti olmayıp, zorunlu unsurları taşıması kaydıyla herhangi bir kağıda bono metninin yazılması mümkündür. Başka bir anlatımla çeke nazaran, bono tanzim eden bir borçlunun hata yapma ihtimali daha fazladır.

Çek Nedir?

Çekin tarihçesi :

Ekonomik ilişkilerin giderek gelişmesi ile birlikte bankacılık sektörü de bu gelişmeye paralel bir büyüme göstermiştir. Ülkelerin diğer ülkelerle ticari bütünleşmeye doğru gitmesi ve ülke içi ticari ilişkilerin daha da gelişmesi gibi bir çok neden piyasada dönen paraların büyük meblağlara ulaşması sonucunu doğurmuştur.

Doğal olarak, bu kadar büyük nakit paraya hükmetmek ve güvenilir bir şekilde dolaşımını sağlamak çözülmesi gereken bir sorun olarak ortaya çıkmıştır.
İşte bu soruna karşı geliştirilen çözümlerden biri olan çek, ilk olarak 19. yüzyılda İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Zaten çek kelimesi de İngilizce ‘ to check’ kelimesinden gelmektedir; hemen hemen bütün dillerde de aynı şekilde telaffuz edilmektedir.Fransa’da ise çek ilk defa 1855 tarihinde bir kanunla kabul edilmiş, Almanya’da yasal düzenlemeye kavuşması ise 1908’i bulmuştur.

Çek nedir?

Çeki; kayıtsız ve şartsız bir bedelin ödenmesi için havaleyi içeren ve belirli şekil şartlarını taşıyan kıymetli evrak niteliğindeki bir kambiyo senedi şeklinde tanımlayabiliriz.
Ülkemizde ise çekin yasal çerçeveye oturması için 1926 yılını beklemek gerekmiştir. 1957 tarihli ve halen yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu çeke ilişkin kapsamlı bir düzenleme getirmiş ve nihayet 1985 tarihli Çek Yasası, bu yasanın -özellikle çek hamilinin korunması yönünden-tamamlayıcısı olmuştur.
Örneğin bir bono ya da poliçe alacaklısının haklarını korumak için özel bir yasa bulunmamasına rağmen çek için niçin böyle özel bir yasaya ihtiyaç duyulduğu akla gelebilir. Bu sorunun kısaca iki yanıtı vardır:
* Halkın çek kullanımını güvenli ve pratik bulması,
* Devletin çek kullanımını para dolaşımını organize etmek amacıyla prensip olarak desteklemesi.

Çek kullanımının kolaylık ve faydaları :
1) Enflasyonist ortamın da yardımıyla banknot hacmi aşırı artmıştır. Buna bağlı olarak para sayma ve taşıma sorunu çek kullanımıyla ortadan kalkmaktadır.
2) Paranın sahte olma sorunu ortadan kalkmaktadır.
3) Çek, ciro yoluyla kolayca tedavüle (dolaşıma) çıkabilmektedir.
4) Ödeme aracı olmasının yanında aynı zamanda da ödemeyi belgeleyen kağıt (makbuz) mahiyeti taşımaktadır.
5) Ekonomik faaliyetlerin bankalar aracılığıyla mümkün olduğu kadar kapalı devrede izlenebilmesi açısından devlet tarafından çek kullanımı teşvik edilmektedir. Hatta bu yüzden diğer kambiyo senetlerinde mevcut binde 6 oranındaki damga vergisinden çekler muaf tutulmuştur.
6) Güvenlik (paranın çalınması) sorunu en aza inmektedir.
7) Mali ve ticari istihbarat yönünden çeklerle ilgili verilerin Merkez Bankası’nda toplanıp kullanıcılara aktarılmasıyla ticari hayatın dürüstçe işlemesine katkıda bulunulmaktadır.
8) Piyasada atıl duran para, bankalar sistemine çekilerek fon yaratılmakta ve ekonomik hayatın canlanmasına katkı sağlanılmaktadır.

Senetlerde Zamanaşımı Süresi

Bonolarda Zamanaşımı Süresi 

Bonoda borçlunun borcunu ödememesi dolayısıyla, hamilin müracaat haklarını kullanması belirli sürelere tabidir. Hamilin ve borçlunun sıfatına göre üç çeşit zamanaşımı süresi mevcuttur.

 

  1. Bonoyu imzalayana karşı açılacak tüm davalar vade tarihinden itibaren üç yıl içinde açılmış olmalıdır.

  2. Hamilin; cirantalara karşı, vadeden itibaren bir yıl içinde dava açma hakkı vardır.

  3. Cirantaların, bir diğer cirantaya veya tanzim edene karşı açacağı davalarda ise zamanaşımı süresi altı aydır.

 

Bononun zamanaşımına uğraması halinde hamilin borçlu hakkında özel takip yolunu kullanma hakkı sona erer. Zamanaşımı sonunda bononun kambiyo senedi olma vasfı kaybolur, ancak yazılı belge olma niteliği devam edeceğinden, bu yönde zamanaşımı, borcun sebebi ve temel hukuki ilişkinin ispatı şartıyla 10 yıl devam eder.

Aval nedir?

Aval, bono üzerinde verilen bir çeşit kefalettir. Aval veren; senet borçlularından biri için tıpkı onun gibi sorumlu olmak üzere tahhüt altına giren kişidir. Bono borçlularından biri lehine verilen aval, senet dolaşımını daha güvenli hale sokar.

Aval veren cirantalardan farklı olarak, senet borçlusu gibi üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bono kambiyo senedi niteliğini taşımadığı takdirde avalin sıhhatinden söz edilemez. Lehine aval verilen kimse bono borçlusu değilse, aval hükümsüzdür.

Buna karşılık aval verenin temin ettiği borç, bonodaki şekil noksanlığından başka sebeble batıl olsa dahi aval verenin sorumluluğu devam eder. Örneğin; lehine aval verilen şahsın borçlanma ehliyetine sahip olmayan (ehliyetsiz) bir kişi olması halinde dahi aval geçerlidir.